Rio de Janeiro Gezilecek Yerler

UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alması da gösteriyor ki Rio de Janeiro dağlarla deniz arasında kurulmuş muhteşem doğası ile herkesi etkilemeyi başaracak bir şehirdir. UNESCO’nun şehre bakışı sadece doğal ortamı ile ilgili değil aynı zamanda kentin kültürel peyzajı, mimari eserleri ve planlanmış yeşil alanın bir karışımı olarak değerlendirilebilir.

Rio de Janeiro Brezilya’nın ikinci büyük kentidir. Bir dönem ülkenin başkentliğini de yapan şehir geçmiş ile bugünün çok güzel bir sentezi olarak yaşıyor. Kent 1500’lerin ortalarında Portekiz sömürgecileri tarafından kurulmuş. Altın madenlerinin nakli için kurulan liman çevresinde şehir oluşmaya başlamıştır.  Tarih boyunca Rio arkasında yükselen dağları ve başlıca turistik yerleri olan uzun hilal plajları ile modern şehir yapıları ile ziyaretçilerinin gözdesidir. Tarihi ve doğal güzellikleri ile de Rio sizi bekliyor.

Sugar Loaf Tepesi

Rio de Janeiro’nun en tanınmış simgesi olan limandan 394 metre yüksekliğe sahip olan Sugar Loaf Rio’nun en yüksek noktalarındandır. Tepe körfez içine çıkıntı yapan ve limana hakim arazinin orta noktasında yer alır. Praça General Tiburcio yükseltisinden teleferikle Sugar Loaf’a oradan da daha düşük bir zirve olan Morro da Urca’nın tepesine geçebilirsiniz. Buradan körfezi ve adalara hakim dağlık kıyıları görebilirsiniz. Teleferikten 100 aşağıdaki Praia da Urca plajını, Morro Cara de Cao’yu ve Rio’nun tarihi şehir merkezini izleyebilirsiniz.

Kurtarıcı İsa Anıtı

709 metrelik anıt Corcovado zirvesinden şehre bakan dev bir Mesih heykeli olarak tasarlanmış. Sugar Loaf ‘tan sonra Rio’nun ayırt edici bir simgesi olarak kabul edilmektedir. Dünyaca ünlü simge 1922-1931 yılları arasında inşa edildi ve neredeyse tamamen Brezilyalı Katoliklerin katkılarıyla finanse edildi. Heykel Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından tasarlanarak Rio de Janeiro halkına armağan edildi.  Brezilyalı mühendis Heitor da Silva Costa ve Fransız mühendis Albert Caquot işbirliğiyle kuruldu. Betonarme ve sabun taşından yapılmış olan figür 30 metre uzunluğunda ve kolları 28 metre genişliğindedir. Heykel 635 ton ağırlığındadır. Sekiz metre yüksekliğindeki üssün içinde bir düğün salonu olup burada düğün ve vaftiz alanlarına rastlamak nadir bir durum değildir. Alana Corcovado raylı tren yolu ile kolayca ulaşabilirsiniz.

Karnaval

Venedik ve New Orleans’da olduğu gibi dünyanın en ünlü meşhur kutlamalarından biri olan Karnaval her kış Rio de Janeiro’da gerçekleşir. Kutlamalar yeni yıldan kısa bir süre önce başlıyor. Kutlama görkemli ve ilginç gösterileri ile dört günden fazla sürüyor. Sokak törenleri, samba partileri ve şovlarla birlikte yüz binlerce seyirci kutlama alanlarına akın ediyor. Ülkede diğer Brezilya şehirleri de Karnaval’ı kutluyor. Bahia ve Recife’de de önemli bir turizm etkinliği olan Karnaval ancak Rio’da çok en cömert bir şekilde kutlanır.

Karnaval’ın en muhteşem organizasyonunu Brezilyalı ünlü mimar Oscar Niemeyer tarafından tasarlanan ve benzersiz bir mekanda düzenlenen samba okullarının geçit törenleri ziyaretçileri derinden etkiler. Sambodromo Rio’da bu geçit törenlerinin düzenlendiği stadyum tarzı kutularla kaplı uzun bir geçit yoludur. Bu düzenlemeler ile kutlamalarda 50.000 kadar izleyicinin kostümlü dansçıların geçit törelerini izlemeleri sağlanır. Geçit yolu 700 metre uzunluğunda ve 13 metre genişliğindedir. İlk kez 1984 yılında kullanılan Karnaval 2016 Olimpiyat Oyunları için bir mekan olarak yenilenerek güncellenmiş.

Copacabana Sarayı

Kentin kalbinde güzel bir kum plajıyla kutsanmış dünyada az şehir vardır. Altın kumlarından birkaç adım ötede yer alan Avenida Atlantica, Avenida Nossa Senhora de Copacabana ve çekici yüzyıllık binalarda kentte kaliteli otelleri ve popüler restoranları ve kafeleri bulabilirsiniz. Alanda 1920’lerde inşa edilmiş ve şimdi ulusal bir anıt olarak korunan ünlü Copacabana Sarayı’dır. Saray Rio’da çekilen birçok filmde etkileyici ve gösterişli film yıldızlarına ev sahipliği yapmıştır. Rio’nun Brezilya başkenti olduğu sırada iktidar, zenginlik ve zerafeti simgeleyen yapı tüm ihtişamı ile bugün de ayaktadır. Alanda ayrıca 1914 yılından kalma Copacabana Fort Kalesi de bulunur. Bu kalede bulunan Ordu Ve Tarih Müzesi’ni de gezebilir kale ve saray hakkında detaylı bilgiler alabilirsiniz.

Tijuca Milli Parkı

Tijuca Milli Parkı Tijuca Ormanı’nı ve kentin manzarasına hakimdir. Corcovado’daki dev Mesih heykeli Cristo Redentor’u da içine alan park alanı ziyaretçilerinin ilgi odağı konumundadır.  Parkı keşfetmek için orta noktada Corcovado tren yolunu kullanmadan orman yolunu takip ederek doğanın içinde keyifli dakikalar yaşayabilirsiniz. Şehir ortasında kurulan 3.300 hektarlık Tijuca Ormanı şehrin en büyük doğal ortamını oluşturur. Parkta yer alan ağaçların çoğu yerli ağaçlardandır. 1850’lerde dikilen ağaçlar Capuchin maymunları, Brezilya rakunu, renkli toucanlar, şahinler, parlak mavi kelebeklerin yaşam alanını oluşturur. Bu orman yollarını keşfederken bu canlıların daha fazlasını görebilirsiniz.

Escadaria Selaron

Rio’nun en yeni turistik mekanlarından biri olan bu mozaik kaplı merdivenler sanatçı Jorge Selaron tarafından Brezilya halkına armağan edildi. 2013’te ölümüne kadar evinin önünde bulunan merdivenleri Brezilya bayrağının renkleri olan mavi, yeşil ve sarı renkli fayans ve seramikten yapılmış mozaiklerle kapladı. Böylece merdivenlerde tam bir renk şöleni oluştu. Selaron özellikle eski inşaat binalarından ve yıkımlarından kurtardığı kırık kiremit kullanarak bu işe başladı. Ancak girişimi turistlerin dikkatini çekti. İnsanlar dünyanın her yerinden ona seramik ve kiremit getirmeye başladı. Şu an 60’tan fazla ülkeden gelen parçalar 125 metre uzunluğundaki merdiveni kaplayan 250 basamakta temsil edilmektedir. Bu merdivenler Rio’nun 2016 Olimpiyat teklifi videosunda da yer aldı. Gelen ziyaretçiler bu alanı görmeden şehirden gitmiyor.

Ilha de Paqueta Koyu

Koy merkezden hareket eden bir saatlik tekne turu ile dolaşılabilir. Koy bir kilometreden daha fazla bir alana sahiptir. Paqueta adası ve koyları sanki cennetten bir köşedir. Portekiz İmparatoru VI. Dom Joao’nın yazlarını burada geçirirdi. Sonra özellikle 1800’lü yılların başında buranın şık bir tatil yeri olduğu bilinmekte. VI. Dom Joao’nın sık sık kaldığı bir saray olan Solar del Rey ve ülkenin önde gelen birçok insanın evi de adada bulunmaktadır. Ada hiçbir arabanın istilasına uğrayamaz. Ancak adayı yürüyerek, bisiklet kiralayarak veya at arabasıyla keşfedebilirsiniz. Adada yer alan balık restoranlarında taze balıkların tadına bakarak harika bir gün geçirebilirsiniz.

Passeio Público ve Cinelândia

Avenida Beira-Mar boyunca uzanan Passeio Público, 1779’da bir grup sanatçı tarafından tasarlanan çekici bir parktır. Brezilya’nın en eski parkı ve Amerika’nın en eski parklarından biri olan Mestre Valentim’in heykelleri ve park tasarımcılarından Leandro Joaquim’in tablolarla dolu pavyonları var. Barok giriş, bir taş merdiven, çeşmeler ve mitolojiden figürlü heykeller, geniş yeşil alanın odak noktalarını oluşturuyor. Körfezin doğusundaki Parque do Flamengo ve Marina da Glória, Burle Marx tarafından tasarlanan bahçeler ve II. Dünya Savaşı’nın ölüleri için yapılmış bir anıt olan Monumento aos Mortos’dur. Flamengo Park’ın kuzey ucunda Modern Sanatlar Müzesi bulunur. Rio de Janeiro’nun Brezilya’nın başkenti haline gelmesiyle birlikte, Rio’nun siyasi ve kültürel merkezlerinden biri olan Cinelândia bölgesi, 20. yüzyılın ilk yıllarından itibaren muhteşem kamu binaları ile dolu olan Passeio Público’ya bitişiktir. Akademi Brasileira de Letras (Mektuplar Akademisi), Avenida Presidente Wilson’da Versailles’deki Petit Trianon’da modellenmiş bir binada bulunuyor. 19. yüzyılın sonlarında Académie Française’den esinlenen bir grup yazar ve şair tarafından kurulan bir topluluğu barındırmak için 1923 yılında Fransız hükümeti tarafından şehre para yardımı yapıldı. Toplumun amacı Brezilya Portekiz dili korumak ve Brezilya edebiyatını tanıtmaktır.

Ipanema ve Leblon Plajları

Copacabana’nın dört kilometrelik kordonundan devam ederken Ipanema ve Leblon plajları sizi karşılar. Deniz kıyısında büyük oteller, kaldırım kafeleri ve restoranlar yer alır. Bu iki bölge her ne kadar en güzel plajları bünyesinde barındırsa da aynı zamanda sanat galerileri, sinemaları ve tiyatroları ile canlı kültür hayatına da sahiptir. Alan aynı zamanda el sanatları, müzik eşyaları, sanat eserleri ve yerel gıdalar içeren Feira de Artesanato de Ipanema pazarına da ev sahipliği yapar. Bu plajlarda keyifli dakikalar geçirebilir, sanat ve kültür aktivitelerine katılabilir, yerel pazarlardan alışveriş yaparak gününüzü güzel bir şekilde değerlendirebilirsiniz.

Nossa Senhora do Carmo Kilisesi

Nossa Senhora do Carmo  kilisesi 1808’den 1889 yılına kadar Kraliyet Şapeli ve 1976’da modern olana kadar katedral olarak kullanılmış.  Barok dış cephesi, taş kapısı, altın oymacılığı ile ilgili sanat eserleri yapıda dikkat çeken unsurları oluşturur. 1761’de eski katedral zengin oyma ile dekore edilmiş. Gümüş bir sunak ile yapı daha zengin bir hale getirilmiş. Yapının tüm sanat eseri özellikleri ziyaretçilerini kendine çekmeyi başarıyor. Manevi atmosferi de ziyaretçileri etkileyen diğer önemli noktalar arasındadır.

Santa Tereza Semti

Sessiz, sakin sokakların ve yüz yıllık evleri ile muhteşem bir atmosfere sahip olan Santa Tereza  Rio’nun en farklı yerleşim birimidir.  Kafeleri ve restoranları bohem bir atmosfere giren sanatçıların ve entelektüellerin gözde mekanlarındandır. Semtin en güzel cazibe alanlarını güzel manzaralara açılan dar sokaklar ve 1720 yılına kadar dayanan geçmişi ile Santa Tereza Manastırı oluşturur.

Quinta da Boa Vista

Saao Cristovao’nun bahçeleri, villaları ve imparatorluk sarayları şimdi halka açık park ve müzelerden müteşekkil bir alanı kapsamaktadır. Bunların en başında yer alan Quinta da Boa Vista sarayın merkezini oluşturur. Bina 1808’den 1889’a kadar kraliyet ailesinin ikametgahı olarak kullanılmış. Ayrıca alanda büyük hayvanat bahçesi, botanik park, etnografik koleksiyonlara sahip olan ve bir milyondan fazla koleksiyondan oluşan Ulusal Müze de yer alır. Geniş parkta göl, ormanlık alanlar ve mağaralar da bulunur. Ayrıca minyatür bir demiryolu ile ulaşabileceğiniz güzel bahçeler siz ziyaretçilerini bekliyor. Ayrıca parkta Brezilya ve dünyanın dört bir yanından getirilmiş 2.000’den fazla memeli, kuş ve sürüngenin hayat sahası olan büyük hayvanat bahçesi de gelen ziyaretçilerine keyifli anlar yaşatıyor.

Sao Bento Kilisesi

Limanın hemen üstündeki tepede Brezilya’nın en iyi komplekslerinden biri olan Sao Bento Kilisesi bulunuyor. 1617’de yapılan kilisenin orijinal haline 17. yüzyılın ikinci yarısında sekiz yan şapel ekleninceye kadar kilisenin koridorları yoktu. Dönemin en iyi sanatçıları iç dekorasyonda büyük çalışmalar yaptılar. Duvarları ve tavanı kaplayan coşkulu oyma sanat eserleri Domingos da Conceição adlı bir rahibin eseriymiş. Kilise bütün güzel sanatsal malzemesi ile görülmeye değer bir yer olarak Rio’da güzel bir yer edinmiş.

 Sao Sebastiao Katedrali

Rio’nun yeni katedrali mimar Edgar Fonseca tarafından tasarlanmış. Yapıyı inşa ederken ilhamını maya piramitlerinden aldı.  Yapının yükselen biçimlerini modern bağlamda yorumladı. 1964-1979 yılları arasında inşa edilen ve çoğunlukla Yeni Katedral olarak anılacak olan Nossa Senhora do Carmo’dan ayrılmak için Yeni Katedral olarak da adlandırılmış. Bu kiliseden farklı olarak yapı 96 metre iç mekanda 5.000 kişilik olarak inşa edilmiş. Yapıda dört adet vitray cam zeminden 64 metre yükselerek içeriyi parlak renkte doğal ışıklarla aydınlatıyor. Gece manzarası ise şehrin en güzel siluetini oluşturur. Gece ışıkları ile katedral görenleri kendine hayran bırakır.